Bu Filmi Seyredin.. (Zeki Kayahan Coşkun)
.jpg)
Filmin adını duymuştum...
Ama, sinema köşelerini sevmediğimden gazetelerde okumadım detayları...
Zamanım vardı...
Epeydir sinemaya gitmiyodum...
Gişeye yaklaştım...
Şafak'ın performansını göreyim diye düşünüp "Rus Gelin"i seyretmek istedim...
Saat 17.55'di...
Ve bu saat itibarıyla ilk matinenin 19.30'da olduğunu söyledi gişeci kişi...
Peki şu an başlamak üzere olan film var mı dedim...
Sinemaya susamıştım...
Ne olsa seyrederim...
"PİYANİST" var diye sinirli bir cevap aldım...
Eee öyle haklıydı...
Ne olsa seyrederim, gibi bi tavra bürününce hak ettim...
18.00'de başlayacaktı film...
Temizinden 5 dakka; çiş yapmam, elimi yıkamam için yeterdi de artardı...
Film başladı...
Tahmin ettiğim gibi, piyano çalan bi adamla başladı hem de...
İyice içine girmeye başladım filmin...
Almanlar'ın bir ırkı yok etmek için (Yahudileri) verdiği stratejik mücadeleyi hayretler içerisinde izledim...
Sabun yapılmak üzere vagonlara hayvan gibi kapatlıp, fırınlara gönderilen insanlar...
Diktatörlük...
Bolca faşizm...
Soru sorana cevap yok...
Misal, biz neden burdayız dediği zaman bi yurttaş askere, çıkarıp silahını alnının çatından vuruyo...
Evlere baskınlar yapılıyo...
Herkes ayağa kalksın diyo komutan...
Bi yaşlı...
Tekerlekli sandalyeye mahkum... Kalkamıyo haliyle...
Sen de kalk diyo... Adam duymuyo da... Sağır...
Bunu aşağı atın diyor komutan...
Yaklaşık 20. kattan hooopp, aşağıya...
"O..spu çocukları" diye mırıldandığımı hatırlıyorum...
Yahudilerin banklara oturmaları yasak...
Kaldırımdan yürümeleri yasak...
Caddeden, trafiğin ortasından yürümek zorundalar...
Kurala uymayanların beyinleri tüfek dipçikleriyle dağıtılıyo...
Sinemadaki herkes pür dikkat filme yönelmiş...
İnsanlar yerlere diziliyo...
Diyelim 9 kişiyi dizdiler yere... Şınav çeker vaziyette... Bunlar, zayıf, yaşlı oldukları için Alman'ların "iş gücü" olarak kullanamayacağı kişiler...
Yüzbaşı sağdan sola, hepsinin kafasına teker teker mermi sıkıyo...
Silah 8 mermi aldığından sonuncu kişide şarjör boşalıyo...
Diğer şarjörü 10-15 saniyede takıp tabancaya, tereddütsüz 9. adamı da haklıyor tek kurşunla...
Yani o adam 10-15 saniye daha yaşadı...
Acaba hayatında böyle kısa süreli bir işkence yaşayabileceğini tasavvur etmiş miydi?
Lanet olsun...
Başrolde bi piyanist var...
Polonyalı...
Her şeyini kaybetmiş...
Yaşamak için direnen...
Çektiği acıların onda birini kaldıramayacağım bi piyanist...
Bu filme gidin...
Ayırın 2 saatinizi...
İnsan olmanın, insanca yaşamanın onurunu, özlemini hissedeceksiniz...
Irkı ne olursa olsun, yaşamın, yaşama hakkının ne kadar kutsal olduğunu...
Ağlarsınız belki...
Ağlayanlar vardı çünkü...
Ben ağlamadım...
Küfrettim hep...
Dilimi, dişimi sıktım...
Filmden sonra iskender yedim...
Bi canlıyı yediğim için bile tiksindim kendimden...
Tereyağlıydı biraz...
Çokça tuzlu...
Az turşulu, bol soslu canlı yedim ben...
Ama insan değildi yediğim...
Yok ettiğim...
Olsun...
Utandım yine de...
Eee böyle işte...
Aman beee...
Offfff...
06.03.03 15:20
Zeki Kayahan Coşkun
(yok) Yorum yaz! Baglanti
KADIRGA..

Senelerce, senelerce evveldi;
Bir deniz ülkesinde... ve belki de
birbirine aktardığım defterlerin hepsinde
bu şiir vardı:
Senelerce, senelerce evveldi;
Biz seninle orada, o deniz ülkesinde tanıştık
uzak denizler, uzak yakınlıklar içinde
bir Kadırgada iki korsan
tarih, yarın, ütopya dolu sandıklar arasında
birbirimizi yaralarından tanıdık
dışı korsan, içi iç denizlerde yaşayan çocuklardık
konuşamadıklarımız bir bulut kalınlığında
duruyordu aramızda
oysa konuşsak yada dokunsak birbirimize
çekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlık
batık gemilerin deniz diplerini saran
umutsuzluğu vurmuştu yüzümüze
birbirimizden ve aşkın keşfedilmemiş gizlerinden
ürküyorduk
bir definenin ikiye paylaştırılmış haritasında
bilmeden
birbirimize doğru ilerliyorduk.
Murathan MUNGAN
(yok) Yorum yaz! Baglanti
Tahir'le Zühre Meselesi..
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Nazım Hikmet RAN
(yok) Yorum yaz! Baglanti
TESBİH..

Sen giderken gözlerm dopdoluydu
Ve yağan yağmurla caddeler ıslak
Yokluğundan bir rüzgar esti hazin
Teselliler döküldü yaprak yaprak
Gökyüzünde bir bir söndü yıldızlar
Bir karanlık geldi gittiğin yerden
Ümitlerim vardı tesbih misali
Sen giderken dağılıverdiler birden
(yok) Yorum yaz! Baglanti
Beklenen..

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?
Necip Fazıl Kısakürek
(yok) Yorum yaz! Baglanti